Anasayfa'ya gitmek için tıklayınız.

 

 

                                                                      

İletişim
Konuk Defteri
Sık Kullanılanlara Ekle
Giriş Sayfam Yap!

ATATÜRK KÖŞESİ

Sendikalı Olmak
Tarihçemiz
Atasen Marşı
Temel İlkelerimiz
Tüzüğümüz
Genel Merkez
Temsilciliklerimiz

BELGELİK

PROJELERİMİZ

HUKUK DANIŞMANLIĞI

BAĞIŞ

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

TARİHÇEMİZ
 

TÜRKİYE'DE ÖĞRETMEN ÖRGÜTLENMESİ


          Cumhuriyet Öncesi İlk Adımlar

        II. Meşrutiyet ile birlikte oluşan özgürlük havası bu dönemde açılan bir çok cemiyet gibi öğretmenlerin de örgütlenmesine ortam oluşturmuştur. Temmuz 1908’in hemen ardından Darülfünûn ve Darülmuallimîn mezunları Encümen-i Muallimîn’i kurmuşlardır. Ardından idadî, rüştî ve iptidâi okullarının öğretmenleri Muhafaza-i Hukuk-u Muallimin Cemiyeti adında bir cemiyet kurmuşlardır. Bu cemiyetin amacı öğretmenlerin haklarını savunmak ve halk arasında eğitimin yayılmasını sağlamaktı.

          1908 yılının sonlarına doğru Encümen-i Muallimin cemiyeti ile Muhafaza-i Hukuk-u Muallimin Cemiyeti toplantı yaparak Cemiyet-i Muallimîn adı altında birleşme kararı aldılar. Başkanlığa Muhafaza-i Hukuku Muallimin Cemiyeti’nin de başkanı olan Zeki Bey getirilmiştir.

          Zeki Bey Kimdir?

          1869/70’te İstanbul’da doğmuş, Galatasaray Lisesi'ni ve 1889’da Mülkiye Mektebi'ni bitirmiş, Fransa’da maliye ve iktisat alanında ihtisas yapmıştı. Mercan İdadisi (Lisesi) ile Mülkiye Mektebi’nde yıllarca Fransızca okutmuş, Düyûn-ı Umumiye idaresinde önemli bir göreve getirilmişti. 1908’de ilk kurulan öğretmen örgütlerinde de başkanlık yapmıştır. 28 Aralık 1908 tarihinde Maarif Nazırı Vekili Abdurrahman Şeref Bey’e örgütsel gelişmeleri bildiren bir mektup-dilekçe yazmıştır. Zeki Bey bu mektup-dilekçesinde Cemiyet-i Muallimîn’in talimatnamesinin basılmakta olduğunu, yakında Maarif Nezareti’ne gönderileceğini söylemekte ve kuruluşun genel amacını şöyle özetlemektedir: “Meşrutiyet ve hürriyet dönemine yaraşır şekilde genel eğitimin yurtta yayılmasını sağlamaya çalışmak ve bu alanda Nezarete yardımcı olmak.

          Cemiyet-i Muallimîn görüşlerini yaymak ve özellikle de ilköğretim öğretmenlerinin haklarını savunup korumak için on beş günlük Mir’at-i Maarif adında bir dergi çıkarmıştır. Mir’at-i Maarif’te öğretmen ve eğitim sorunları ile ilgili önemli yazılar çıkmıştır. Bunlar Cemiyet-i Muallimîn’in meslekî sorunları gündeme getirmekte ciddî çaba harcadığını, onların çözümü için öneriler sunduğunu, bu çabaları gösterirken “sendikal” ve “mücadeleci” diyebileceğimiz bir üslûp kullandığını ortaya koymaktadır. Ancak Fransız kültürü ve etkisindeki Galatasaray Lisesi mezunu olan ve Batıcılık fikrinin savunucusu Zeki Bey'i, 1909 yılında, İstanbul’a giren Hareket Ordusu, tutukladı ve cemiyet dağıtıldı. Harekat Ordusu'nun Kurmay Başkanı Mustafa Kemal'di.

          Günümüzdeki eğitim sendikalarından Eğitim-İş ve Eğitim Sen kendi köklerini Atatürk'ün bizzat kapattığı Encümen-i Muallimîn'e dayandırmaktadırlar. (Ayrıntılı bilgi için tıklayınız.)

          Daha sonraki yıllarda Bursa’da Öğretmen Okulu Müdürü Ethem Nejat’ın öncülüğünde Muallim Yurdu adında bir dernek kuruldu. Amacı, öğretmenleri kahve hayatından kurtarıp meslek ve ülke sorunları üzerine düşünmeye sevk etmekti.

          Bunların dışında kurulan bazı cemiyetler:

          Nesr-i Maarif ve Teavün-i Muallimin Cemiyeti (1909)
          Mahfel-i Muallimin (1911)
          Terakki ve Maarif Cemiyeti (1912)
          Osmanlı Maarif Cemiyeti (1913)
          Milli Talim ve Terbiye Cemiyeti (1915)
          Darülmuallimin Mezunları Cemiyeti (1918)

          Cumhuriyet Dönemi Öğretmen Örgütlenmesi

          Türkiye Muallimler Birliği
          Türkiye Öğretmen Dernekleri Milli Federasyonu (TÖDMF)
          Köy Öğretmen Dernekleri
          Türkiye Öğretmenler Sendikası
          Tüm Eğitim Öğretim Emekçileri Birleşme ve Dayanışma Derneği (TÖB-DER)
          Günümüz Eğitim Sendikaları

          TÜRKİYE MUALLİMLER BİRLİĞİ (ATASEN'İN KÖKÜ)

          Muallim ve Muallimeler Cemiyeti 1920 Temmuzunda Ankara Lisesi Öğretmenleri tarafından Muallim ve Muallimeler Cemiyeti kuruldu. Fakat “amacının belirsiz, ... alttan bakarsanız meslek cemiyeti, üstten bakarsanız devlet müessesesi olduğu” gerekçesiyle Sosyalistler tarafından eleştirildi. 7 Mayıs 1921’de Cemiyet, Türkiye Muallime ve Muallim Cemiyetleri Birliği’ne dönüştü. Fahri Başkanı Mustafa Kemal’di.

          Türkiye Muallimler Birliği'nin Amacı

          “Muallime ve muallimlerin içtimai vaziyetlerini yükseltmek ve bu gayesine iktisadi ve ilmi vasıtalarla ulaşmak” olarak belirtilmişti. Birlik, Kurtuluş Savaşı’nı destekliyordu. Cumhuriyet´in ilanından sonra birliğin adı Türkiye Muallimler Birliği olarak değiştirildi. Amacı, “... Yeni nesli asri, iradeli, Cumhuriyetçi yetiştirmek” şeklinde belirleniyordu. Birliğin hamisi yine Mustafa Kemal’di.

          Şeyh Sait Ayaklanması üzerine çıkarılan Takrir-i Sükûn yasasıyla tüm dernekler özgürce çalışamaz hale geldi. Sovyet yanlısı öğretmenlerin cemiyette ağırlığı ele geçirmeleri üzerine 1935-1936 öğretim yılı içinde İstanbul Muallimler Birliği’nin de kapanmasıyla öğretmenlerin örgütlenme süreci 1948 yılına kadar sessizliğe gömüldü.

          ATATÜRK SONRASI DÖNEM

         Atatürk döneminde Türkiye Muallimler Birliği'nde örgütlenen Atatürkçü öğretmenler, Atatürk sonrası dönemde çeşitli cemiyetlere dağıldılar.

          Türkiye Öğretmen Dernekleri Milli Federasyonu 15 Ağustos 1948 günü Ankara’da 32 yerel derneğin katılımıyla Öğretmen Yardımlaşma Dernekleri Birliği kuruldu. Bu üst kuruluş 1950 yılında Türkiye Öğretmen Dernekleri Milli Birliği; 1954’ de ise Türkiye Öğretmen Dernekleri Milli Federasyonu (TÖDMF) adını aldı. TÖDMF Menderes hükümetine yakın bir siyasi çizgi izliyordu. İki genel başkanı uzun yıllar Demokrat Parti milletvekilliği yaptılar. Türkiye Köy Öğretmen Dernekleri Federasyonu TÖDMF, siyasi çizgisine ters gördüğü Köy Enstitüsü çıkışlı öğretmenleri örgütlemek istemedi. Bu nedenle ilki 1949’da İzmir’de kurulan Köy Öğretmen Dernekleri yaygınlaştı. Fakir Baykurt ve arkadaşları Ege ve Göller Bölgesi Türkiye Köy Öğretmen Dernekleri Federasyonu’nu örgütlediler. Daha sonra 14 Eylül 1958’de İzmir’de, Türkiye Köy Öğretmen Dernekleri Federasyonu kuruldu.

          1961 Anayasasının sağladığı örgütlenme haklarını kullanarak öğretmenler dernekçilikten sendikacılığa doğru bilinçli adımlar attılar. Demokrat Parti iktidarının devrilmesinden sonra TÖDMF’nun siyasi çizgisi de değişime uğradı. TÖDMF, sendikalaşma yasası çıkmadan kurulacak öğretmenler sendikası için ön hazırlıklar yaptı.

          Türkiye Öğretmenler Sendikası

          8 Temmuz 1965’de TÖDMF içinden gelen 92 öğretmen Türkiye Öğretmenler Sendikası’nı (TÖS) kurdu. TÖS ile TÖDMF iki ayrı öğretmen örgütü olarak varlıklarını sürdürüyordu. TÖDMF, 1969 yazında toplanan genel kurulunda kendini feshederek TÖS ile birleşti. Tüm mal varlığı TÖS’e verildi. TÖS, Demirel hükümetinin baskılarına karşı mücadele verdi.

          Tüm Eğitim Öğretim Emekçileri Birleşme ve Dayanışma Derneği

          12 Mart 1971 askeri müdahalesinin ardından başta TÖS yöneticileri, TÖS üyesi 3600 öğretmen ve eğitimci gözaltına alındı. Bunlardan bir bölümü tutuklandı. 3 Eylül 1971 tarihinde, Tüm Eğitim Öğretim Emekçileri Birleşme ve Dayanışma Derneği (TÖB-DER) kuruldu. TÖS’ün mal varlığının TÖB-DER’e devri sağlandı. İki hafta sonra, 20 Eylül 1971’de Anayasa’da yapılan değişikliklerle tüm öteki memur sendikalarıyla birlikte TÖS de kapatıldı. Ama hiç olmazsa TÖS’ün mal varlığı kurtarılmıştı.

          80 DARBESİ SONRASI

          1980 askeri darbesi sonrasında kökleri Tanzimat dönemine dayanan ideolojiler eğitim sendikalarında da varlıklarını sürdürmektedir. Bu konu önemlidir çünkü sendikalar kök buldukları ideolojilerden hareketle bakış geliştirirler ve ona göre çözüm önerileri sunarlar.
         
          Tanzimat döneminden itibaren ortaya çıkan ideolojiler şunlardır:

          1) Osmanlıcılık
          2) İslamcılık (Ümmetçilik)
          3) Batıcılık
          4) Türkçülük (Turancılık)

Dipnot: Atatürk'ün Türkçülük (Turkizm) anlayışı Rus güdümlü, Kafkas merkezli ve Çerkez eldivenli sözde Türkçülük anlayışından farklıdır. Atatürk'ün Turancılık (Pan Turkizm) anlayışı ise "Türk Birliği" kavramı üzerine kuruludur. Türk devletlerinin ayrı devletler halinde birlik oluşturması (Türk Birliği) ile bütün Türk coğrafyasının tek devlet çatısı altında birleşmesi (Turan) birbirinden farklı konulardır!

(Ayrıntılı bilgi için: https://www.facebook.com/groups/1714325108820713/permalink/1739321142987776/)

          5) Sosyalizm - Komünizm
          6) Liberalizm - Kapitalizm

          7) ATATÜRKÇÜLÜK (KEMALİZM)


          8) Türk-İslam Sentezciliği (Ülkücülük)
          9) Sosyal demokrasi (Liberalizm-sosyalizm sentezciliği)
         10) Etnikçilik
              a) Çerkezcilik (Çerkezistancılık)
              b) Kürtçülük (Kürdistancılık)
              c) Diğer etnikçilik
         11) Kürt-İslam Sentezciliği
         12) Siyonizm (Yahudicilik)
              a) Masonluk (alt kolları Rotaryenlik ve Lionsluk)
              b) Sabetaycılık
         13) Yabancı ülkelerin çeşitli ideolojileri
         14) Apolitizm (Siyasetdışılık)


          Günümüz eğitim sendikalarından Eğitim Bir Sen, Türk Eğitim Sen, Eğitim-İş sendikalarının kurumsal çizgilerini siz düşünerek bulabilirsiniz.

          ATASEN

         Atasen olarak bizler, Atatürkçülük (Kemalizm) ideolojisinden kök buluyoruz. Eğitim sistemine bakış açımız, öğretmenlere, akademisyenlere ve bütün eğitim çalışanlarının sorunlarına yaklaşımımız, bu sorunlara getirdiğimiz çözüm önerileri bu doğrultudadır.

          Atasen, Atatürkçülükten (Kemalizm'den) temellenen ve Türkiye Muallimler Birliği'nde köklenen bir yapı olarak Atatürkçü eğitimcileri yeniden bir araya getirmek amacıyla 2005 yılında kurumsallaştı.

          Bizden önceki kuşakların Türkiye Muallimler Birliği'nin kapandığı 1936 yılından Atasen'in kurulduğu 2005 yılına kadar bütünüyle Atatürkçü bir sendikal yapı oluşturmamış olmasının nedeni, tarafımızdan "Nasıl olsa yargı var; nasıl olsa ordu var!" mantığıyla hareket edilmesi olarak değerlendirilmektedir.

          Bugüne dek devletimizin temellerini oluşturan ve Anayasa tarafından korunan Atatürkçü (Kemalist) ilkeler ve rejimimiz tehlikeye düşünce de Atatürkçü sivil toplum örgütlenmesinin (dernek, vakıf, sendika) ne kadar önemli olduğu belirgin biçimde ortaya çıkmıştır.

          Atatürk'ün öğretmenleri, akademisyenleri ve bütün eğitim çalışanları, Atatürk Türkiyesi'ne eğitim yoluyla sahip çıkmak ve fazlasıyla hak ettiğimiz maddi-manevi saygınlığa ulaşmak yolunda birlikte kurumsal mücadele etmek için sizi http://www.atasen.org.tr/uyelik/uyelik.htm bağlantısından Atasen'e üye olmaya, zamanla Atasen kadrolarında görev almaya davet ediyoruz.

Ne sağdan ne de soldan, Atatürk'ün çizdiği yoldan..!

 

 

My Great Web page

Facebookta Paylaş

Tweetle