Anasayfa'ya gitmek için tıklayınız.

 

 

                                                                      

İletişim
Konuk Defteri
Sık Kullanılanlara Ekle
Giriş Sayfam Yap!

 

ATATÜRK KÖŞESİ

Sendikalı Olmak
Tarihçemiz
Atasen Marşı
Temel İlkelerimiz
Tüzüğümüz
Genel Merkez
Temsilciliklerimiz

BELGELİK

PROJELERİMİZ

HUKUK DANIŞMANLIĞI

BAĞIŞ

 


YAZARLARIMIZ >> H. Cem KANIBİR
 

 

 

 

Resmi Bayramlarımıza da Sahip Çıkalım

 

Ülkemizin ne zorluklarla kurulduğunu burada yinelemeyeceğim. Bu zorlukları aşmak için edilen mücadelelerin meyvesi ve bize bıraktığı güzel günlerdir resmi bayramlarımız. Devlet kendi adına ve çeşitli kurumlarında bu güzel günleri kutlar. Peki ya ülkenin bütün renklerini oluşturan bizler? Acaba gerçekten de hakkıyla kutluyor muyuz resmi bayramlarımızı?

Ramazan Bayramı (oruç tutanlar için de tutmayanlar için de) bayramdır. Kurban Bayramı da öyle. Sosyolojik birer gerçeklik olmuştur. Bu bayramlar uzun süredir birbirleriyle telefonda konuşmamışların birbirlerinin sesini duymalarına bir vesiledir. Küs kişilerin barıştırılması için toplumsal bir yönlendirmedir. Çekirdek aile modeline dönüştüğümüz bu iş güç yoğunluğu çağında ailemizin geri kalan geniş kısmını ziyaret etmenin bahanesidir. Güzel günlerdir bayramlar. Her ne kadar “Kalmadı o eski bayramlar.” dense de çağa göre dönüşmüş biçimiyle yine de yaşanır olabildiğince. Zariftir, armağanlaşmalar için de bahanedir. İnsanları birbirine yaklaştırır, toplumu kaynaştırır.

İhtiyaç sahiplerine yardım ettiğimiz günlerdir. Huzurevlerini ziyaret ettiğimiz, Çocuk Esirgeme Kurumları’ndaki yavrularımıza bir şeyler aldığımız, devlet yatılı okullarındaki çocuklarımıza yöre esnafı olarak yemek ya da tatlı yedirdiğimiz, bir eksikliklerini giderme ihtiyacı içine girdiğimiz günlerdir. Mesleki Eğitim Merkezi öğrencilerine hapishanedeki mahkûmlara ücretsiz saç bakımı yaptırdığımız günlerdir. Kısacası herkesin bir başkasına karşılıksız ve çıkarsız iyilik yapmayı istediği günlerdir bayramlar. Güzel günlerdir.

Niçin resmi bayramlarımızı da aynı zarif düşünceler içinde kutlamayalım ki?

Resmi bayramlarda da cep telefonlarıyla birbirimize mesaj çekelim. Bu günlerde bize gönderilen kutlama mesajlarına şaşırıp “Sağol senin de kutlu olsun vs…” demek yerine biz de kendi telefon rehberimizdeki herkesin bayramını güzel sözlerle kutlayalım. E-ileti göndererek de yüz yüze karşılaşınca da birbirimizin bayramını kutlayalım. Öğretmenler öğrencilerine bu bilinci aşılasın. Toplumsal dayanışmamızı yükseltelim. Bunu yükseltirken başkasından gelen iletileri de aynen göndermek yerine kendi düşüncelerimizi yazıp yanıtlayalım ve bu günlere gereken değeri verelim. Ulusal bayramlarımızda bir bayrak yükseltilmeli, Kurtuluş Savaşı şehitlerimizin ve gazilerimizin ruhu anılmalı, “ulus olarak kenetlenme” en yüksek düzeye çıkarılmalıdır.

Yoksula, muhtaca yardım etme günlerimiz olsun bu günler. Cumhuriyetimizi kuran önderin “Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir.” sözünü unutmayalım "Cumhur"un bireyleri olarak. İnsanından sokaktaki kedisine kadar yurdumuzun bütün varlıklarıyla sevgiyle ilgilenelim. Okullardaki çocuklarımıza bayram kutlamalarına katılınca oflayıp puflamamaları gerektiğini aile içinden başlayarak anlatalım. Bayram günlerinde aile büyüklerini ziyaret edip Cumhuriyetimiz ve Atatürk’ümüzle sahip olduğumuz kazanımların sohbetini edelim. Büyük ve güçlü Türkiye ülküsünü canlı tutalım. Evlerimize, işyerlerimize, arabalarımıza şanlı bayrağımızı asalım. Cumhuriyet, bizim omuzlarımızda yükselişini sürdürecektir.

Bütün bayramlarımıza “birey olarak da” sahip çıkalım. Birbirimizin bayramını her türlü araç ve yöntemle kutlayalım. Resmi bayramlarımıza da hep birlikte sahip çıkalım.

 

H. Cem KANIBİR

Türkbilimci (Türkolog)
Atasen Genel Başkanı

 

 

My Great Web page

Facebookta Paylaş

Tweetle